![]() |
|
Bağışlarınız İçin Hesap Numaramız DOHAD - İs Bankası Gayrettepe Şubesi - 529030 |
![]() |
Uzay, yeni yüzyılda yarının ifadesidir. Uzay bilim ve teknolojilerindeki uygulamalar insanoğlunun refah düzeyinin artırılmasına, hayat kaynaklarımızın daha verimli ve etkin kullanımına, gelecek nesillerin daha iyi standartlarda bir yaşama sahip olmalarına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu teknolojiler, afet zararlarının azaltılmasında, afetlerden etkilenmeden yararlanılabilen yegane sistemlerdir. Bu teknolojilerin İzmit bölgesi uygulamaları, deprem hakkında önemli bilgiler verirken geleceğe ilişkin yepyeni pencereler de açıyor. |
(TÜBİTAK Bilim ve Teknik, Ekim 1999 - Tamer Özalp -)
Afetler sosyoekonomik altyapıyı çökertmenin yanında
toplumlar üzerinde rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük tahribata neden
oluyor. Bu tahribat dünyada son 30 yılda ekonomik olarak 5 kat daha artmıştır.
Bu oran her yıl, nüfus artışı ve çarpık kentleşmeye paralel olarak daha
da yükseliyor. Hayatın anlam ve nedenlerinin bir anda yok olmasına neden
oluyor ve medeniyeti temsil eden hayat sisteminin gelişmesi kesintilere uğrayabiliyor.
Bizleri saniyeler içinde gelişen bir ortamda savunmasız bırakıyor. İnsanoğlunun
depremlere savunmasız yakalanmasının yanında, eğitimsizlikten kaynaklanan
diğer olumsuz faktörlerde afet zararlarının artmasında etkin rol oynuyor.
Örneğin, deprem öncesi yanlış yer seçimi planlaması, temel kural ve
kaidelerin uygulanmaması, çevrenin tahribatı ve bilgisizlik, bizleri bu
felaketlere karşı daha da savunmasız bırakan diğer faktörlerdir. Bu durum
ülkelerin afetlere karşı daha da duyarlı olmasını sağlamıştır.
Toplumlar uğrayacakları zararları en aza çekebilmek için yeni ve etkin
organize önlemler geliştirmişler. Bu doğrultuda, ülkeler sürekli kalkınma
politikaları doğrultusunda afet yönetimi programlarını ve modellerini
uygulamaya koymuşlar. Bu modeller içinde uzay teknolojilerinin etkin kullanımı,
ön planda ve önemli bir yer teşkil ediyor.

Yer gözlem radar uydu sistemlerinin bizlere sunduğu en önemli özelliklerden biri, araştırması yapılan bölgenin gerçeğe yakın genel fiziki yapısını üç boyut algılayabilmemize olanak sağlamasıdır. Bu sonuç ürünü, ERS-SAR radar uydusunun mikrodalga algılayıcısından elde edilmiştir. Sapanca - Karamürsel arası deprem bölgesi arazi yapısı, jeolojik çizgisellikler net biçimde görülmektedir. Sapanca gölü uzun yuvarlak biçimde (olasılıkla fay hareketiyle ilgilidir) doğu yönünde ve İzmit körfezi görüntünün ortasından batısına doğru mavi tonlarda uzanmaktadır. Bu görüntünün mekansal çözünürlüğü 12 ye 18 metredir. Aynı bölgenin iki farklı uydu yörüngesinden depremden önce 12 ve 13 Ağustos tarihlerinde çekilmiştir. Bu yöntemle arazinin üç boyutlu sayısal yükseklik modeli çıkartılabilmektedir. Görüntüler kompozit olarak meydana getirilmiştir. Deprem tahribatının en çok görüldüğü bölgedir. Aktif fay, Sapanca gölünün içinden İzmit körfezine doğru bir hat üzerinde kendini göstermektedir. Arazi morfolojisi, yer şekilleri ve çizgisellikler depreme neden olan jeolojik yapının yorumlanması için önemli veriler sunmaktadır. Farklı renkler arazi tiplerini gösterir. Örneğin; mavi tonları su alanlarını, göl ve denizi; yeşil tonlan ormanlık alanları; kırmızı tonları ise sert kaya morfolojisi (drenajı oluşmuş alanlar) ve tarıma elverişli arazileri (düz alanlar) temsil eder.

Bu renklendirilmiş radar görüntüsü bölgenin deprem öncesi (5 Nisan 1999) ve sonrası (23 Ağustos 1999) durumunu, birleştirilmiş (kompozit) biçimde göstermektedir. Yüzey formları çizgisellikler, topografyadaki ani değişimler, arazinin jeolojik özellikleri hakkında önemli bulgular olarak görülmektedir. Renkler şu şekilde yorumlanmalıdır: Kırmızı: Nisan'dan Ağustos'a kadar arazinin radar yansıma değerlerinin azaldığı yerler Sarı: Yüksek yansıma yoğunluğu bulunan alanlarda azalmanın olduğu yerler Yeşil: Düşük yansıma yoğunluğu bulunan alanlann toplamı Mavi: Nisan'dan Ağustos'a kadar arazinin radar yansıma değerlerinin yükseldiği yerler Çivit: Yüksek yansıma yoğunluğu bulunan alanlarda artışın olduğu yerler.
Diğer
bir uydu teknolojisi de, yüksek mekansal çözünürlükte (10 metre)
veri sağlayan sistemlerdir. Bu örnekte, Fransız SPOT uydu verisi
kullanılmıştır. Bu uydularda optik algılayıcılar kullanılır.
Veri elektromanyetik tayfın görünür bölgesinden elde edilir. Özellikle
arazi kullanım ve fiziksel planlama çalışmalarında temel veri
olarak kullanılır. Bu görüntüde deprem öncesiyle sonrası İstanbul
metropolünün havaalanının uzak batısından bir örnek verilmiştir.
Yuvarlaklar
depremde hasar görmüş yerleri belirtmektedir. Bu yerlerin doğruluk
tespiti, hava fotoğrafı ve yer çalışmaları kontrolü ile yapılmıştır.
Bu görüntüler Fransız deprem araştırma gurubundan (GEOSCIENCES
Inc.) temin edilmiştir. Yıkılan binaların hemen hepsinin 1990 yılından
sonra inşa edilen yapılar olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmiştir.
Ayrıca, bu görüntüler üzerinde yer kontrolleri ile desteklenerek
yapılan çalışmalar sonucunda, yıkıntı sonucu meydana gelen
molozun şehirlerin içindeki ve yakınındaki nehir ve çay yataklarına
döküldükleri ve deprem sonrasında bölgenin drenaj mekanizmaları ve
akış yönlerinde buna paralel değişiklikler olduğu anlaşılmıştır.
Bu yüzden deprem mağdurlarını bir de sel baskınlarına maruz bırakabilecek
yüksek .riskin oluştuğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir. |
![]() |
Bugün uygun maliyetli uzay teknolojileri kullanarak afetlerin toplum üzerindeki
sosyoekonomik zararları en aza indirilebilinir. Örneğin uzay temelli uzaktan
algılama sistemleri (radar, optik ve lazer algılayıcıları) sayesinde
afetler öncesi ve sonrası planlar hazırlanabilir. Bu planlar için gerekli
olan bilgiler, jeolojik yapılar, yüzey morfolojisi, fay hatları, önemli çizgisellikler,
arazi kullanım haritaları kolaylıkla elde edilir. Ayrıca yeraltındaki
gerilmeler ölçülebilir, yüzey şekillerindeki hareketlilik ve yer değişimlerin
mesafe ölçümleri yapılabilir ve gerilmelerin toplandığı potansiyel risk içeren
alanlar belirlenebilir. Bu teknolojiler ile, olası aktif fay zonlarını gösteren
yüzey tipolojileri belirlenebilmektedir. Bu bağlamda dikkatli haritalanmış yüzey
şekilleri ve jeolojik yapılar, yeryüzünün üç boyutlu gerçeğe yakın gösterimi
ve çizgisellikler olası aktif fay zonları ve yeni tektonik bölgeler hakkında
önemli bilgiler verebilir.![]() |
|
| ERS SAR radar uydusunun iki farklı yakın yörüngesin den alınan görüntülerin interferometrik analizi sonucunda, deprem arazisinin sayısal yükseklik modeli çıkartılmıştır. Bu renkli harita yer çalışmalarına dayandırılmaksızın uydu olanakları kullanılarak elde edilir. Arazinin topografyası, yükseklik değerleri, ve aktif fay zonunun morfolojik yapı sı çok açık biçimde görülüyor. Aktif fay şevi morfolojisi profillerle belirlenmiştir (A-B, C-D). Yeşil renkler alüvyon zeminli bölgelere ve depremden etkilenen yerleşim alanlarının bulunduğu 0 ila 150 metre yükseklikteki yerlere karşılık geliyor. Kırmızı renkler topografyanın yüksek yerlerini ve sert kayaların bulunduğu alanları gösteriyor. Deprem bölgesindeki drenaj ağı, jeolojik yapılar ve morfolojik tipolojiler bu veri üzerinde ayırt edilebilmektedir. | ![]() |

Bu tematik harita Derince ilçesinin batısı ve yangın bölgesini içeren deprem alanının 18 Ağustos tarihindeki durumunu yansıtıyor (Rafineri yangınını gösteren resmin yaklaşık dört defa daha büyütülmüş durumu). Yerleşim yerlerinin deprem sonrası hasar durumları gösterilmiştir. Bu sonuç, deprem öncesi ve sonrası alınan uzay görüntülerinin birlikte işlenmesi, analizi ile, coğrafi bilgiler kullanılarak elde edilmiştir. Bu analiz sonucunda, hasarla değişime uğramış yerleşim yerlerinin dokusal tahribat dereceleri sınıflandırılmıştır. Buna göre 3 kategori belirlenmiştir. Kırmızı bölgeler tamamen çöken alanları, mavi renkler orta derecede hasar gören yerleri, ve sarı renkler sınırlı düzeyde hasarlı alanları göstermektedir. Ayrıca yerleşim bölgesinin ulaşım düzeni, kıyı hattı ve rafineri alanı da (okla gösterilen yangın yeri) bu harita üzerine işlenmiştir.
Tamer ÖZALP
Dr., TÜBİTAK, Danışman, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
|